Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650)
Book information
Description
Anadolu coğrafyası çeşitli devletlere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. M.Ö. den başlayan bir süreç içerisinde, gerek ticaret yolları, gerekse istilalar sonucu farklı kültürleri bünyesinde bulundurmuştur. Malazgird Savaşı'yla birlikte Türklerin Anadolu'yu yurt edinmeleri sayesinde, Anadolu tamamen farklı bir kül-türle daha tanışmıştır. Zira Türkler, başta Çin olmak üzere, Hind, Fars ve Arap kültürleriyle tanışmış bir kimliğe sahip idiler. Dolayısıyla kendi kültürleriyle dışardan aldıkları bir kısım değerleri mayalayarak kültürlerini zenginleştirmişlerdi. Bu sayede Türklerin gelişiyle birlikte Anadolu o zamana kadar karşılaşmadığı yepyeni bir mimari ve sanatla karşılaştı. Gelenler hem şehirlerde yerleşmiş, hem de aktif bir güç olarak yerleşik olmayan bir hayat tarzının temsilcileri olmuştur. Türk göçebeliği, savaşçı bir ruhla hareket eden, kapalı toplum hayatlarıyla da çevre etkilerinde kalarak yozlaşmayan bir yapıya sahiptiler. Bu yüzden Türklerin Anadolu'ya ve ardından Rumeli'ye yerleşmelerinde, bu göçebe hayat tarzını benimsemiş grupların rolü büyüktür. Ele avuca sığmaz bir yapıya sahip bu göçer halkın Rumeli'nin Türkleştirilmesinde kullanılması ve bunun için Anadolu'dan Rumeli'ye geçirilmeleri, orada yeni köyler, hatta kasabalar kurmaları ve bunlara geldikleri yerdeki isimleri veya kendi isimlerini vermeleri, kısa bir müddet sonra Rumeli'de hatırı sayılır bir Türk nüfusun oluşmasına yol açmıştır. Bununla beraber Anadolu'da kalanlar da, gerek şehirlerin et ihtiyacının, gerekse ordunun silah ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol üstlenmişlerdir. Osmanlı terminolojisinde "şen ve abâdan eylemek" olarak belirtilen bu uygulamada, ayrıca, onların güneyden gelen Şemmar ve Aneze gibi Arap kabilelerinin baskınlarına karşı set teşkil etmek üzere Suriye'de Rakka bölgesine sevkedildiklerini de görüyoruz. Anadolu'ya gelen Oğuzlara mensup aşiretlerin, Kanuni döneminde, devlete isyan etmelerinin önüne geçilmesi için, cemaat adı altında küçük gruplara bölündükleri, başlarına "Beğ" veya "Kethüda" denilen kimseler getirilerek tesirlerinin azaltıldığı da bir gerçektir. Uygulamada bununla da yetinilmemiş, farklı boylardan cemaatler bir araya getirilerek federasyonlar oluşturulmuştur. Mesela Bozulus Türkmenleri, Yeni il Türkmenleri, Halep Türkmenleri bu şekilde oluşturulan federasyonlardır. 1993-2008 yılları arasında Türk Tarih Kurumu Başkanlığı da yapmış olan, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun hazırlamış olduğu 6 ciltlik "Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar" adlı bu eserinin ana kaynağı 1453 ilâ 1650 yılları arasına ait Osmanlı Tahrir Defterleri oluşturmaktadır. Osmanlı Devleti'nin Anadolu coğrafyasındaki aşiretler, cemaat ve oymakların tesbit edildiği bu çalışma günümüz Anadolusu'nun demografisini yakından ilgilendirmektedir. 250'den fazla Osmanlı Tahrir Defteri'nin incelendiği bu araştırma yaklaşık 20 sene sürmüştür. Eserde, 41 binden fazla aşiret, cemaat ve oymak ismi mevcuttur. Anadolu'nun sosyal durumunun şekillenmesinde çok önemli olan konar-göçer olarak tabir edilen bu yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve Anadolu halkının kim-liğinin teşkilinde, âdeta bir mihenk taşı olarak değerlendirilebilir.
Similar books
XIV- XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı
1991 · PDF
RİT (Resmî İkāmeli Türkçe) Lügati
2022 · PDF
Abdullah Frères. Osmanlı sarayının fotoğrafcıları = Abdullah Frères: Ottoman court photographers
İnsanat Bahçesi
1986 · PDF
Rothschild Ailesi — Küresel Para Baronu — Kızıl Kalkan — Güç, Servet Ve Gizem...
2016 · PDF
Kürt Meselesi — Türkiye'nin Çözümü
2014 · PDF
Türkler ve Ermeniler: Ermeni Sorunu ile İlgili El Kitabı
2003 · PDF
Paşa'nın Adamları: Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Ordu ve Modern Mısır
2010 · PDF